Yaşar Kemal' i herkes duymuştur diye düşünüyorum.Özellikle benim yaşadığım toprakların bir yüz yıl kadar altta kalmış katmanlarını gün yüzüne çıkararak,dedelerimin ninelerimin hikayelerini anlatmışken bir araya gelmememiz imkansız olurdu. Yazar bir kitabı yazarken dünya görüşünü de yansıtmak zorunda,istemsiz olarak okurlar tarafından fark edilir.Siyasi,dini görüşler de aynı şekilde.Bu yüzden az hapis yatmamış bizimkisi. Tam da 17 yaşında(yani benim yaşımda)reşit bile olmadan ilk 'mahpushane deneyimini yaşamış yazdıklarından dolayı.Ya işte büyük insanlar benim yaşımda kitaplar yazıyor,devleti eleştiriyor,bir vizyonu olduğu için hapse atılıyor.O dönemdeki olayları ne oranda bilebilirim o da ayrı bir mesele. Kendimi onun yerine koymaya çalışıyorum.Çevresindeki cahillikle başa çıkmaya,din kisvesi altında insanları sömürenleri ortaya çıkarmaya çalışmış.Geçmişi ve geleceği kafasında analiz ederek bu ülke için bir şeyler yapmaya çalışmış hep merak ettiğim şeylerden biri de bu a...
Tarihte toplumların cinsiyet dağılımına bakıldığında erkeklerin azınlığa düştüğü zamanlar olduğu bilinir. Belki de savaşan,çalışan ve bu yüzden de toplumlarda belirleyici ve önemli olan "tür" erkekler olmuştur.Kadınlarsa yine bu toplumların gözünde erkeğin tamamlayıcı unsuru ve aileninin temelini oluşturan "tür"dür.Peki tersini hayal etmeyi denesenize? Yazar bizi olası bir felaket senaryosuyla distopik evrenine seyirci olarak çağırıyor(en arka sıradaki koltuklardan bile olsa...) Bulunan "madde"yle birlikte SÜRÜP GİTSİN ADIN VE BİR OĞLUN OLSUN devri başlıyor.Başta KUZEY ve GÜNEY olarak ayrılan dünyadaki "medeni" ve # girlsmatter sloganlı Kuzeyliler, özellikle bazı bölgelerde belirgin olan istatistiklere göre 20 oğlana 1 kız gibi absürd doğum oranlarıyla karşılaşmalarına rağmen sonuçlarının uzun zamandır aralarında görünmez bir duvar olduğunu düşündükleri Güneylilerin sorunu olduğunu düşünüp "bulaşmamayı"tercih ediyorlar. Güney çö...